RESİMLER

28 Eylül 2010 Salı

TARIM


Bergama çok verimli toprakların bulunduğu zengin bir tarım bölgesidir. Bitki örtüsü görünüm olarak çok değişkendir. Kara tarlalar, yeşil zeytinler, höyüksü tepeler, çamlıklar, çalılıklar Batı Anadoluya özel ender bir görüntüdür.

Bergama nüfüsunun  %40 oranını karşılayan kısmı köylerde ve beldelerde yaşamaktadır. Genel nüfusun %40’ı doğrudan, %20’si dolaylı (ikinci iş) olarak tarımla uğraşmaktadır.

Genel olarak;

Tahıl: Buğday, arpa, nohut, mısır.
Endüstri Bitkileri: Pamuk, susam, tütün, ayçiçeği, zeytin.
Meyve: Elma, armut, kayısı, dut, ceviz, incir, şeftali, çamfıstığı, üzüm, antep fıstığı.
Sebze: Yaz ve kış sebzeleri, fasulye, bamya, patates, soğan, bakla, bezelye, börülce.
yetiştirilmektedir. Bu durumda tarım ön plana çıkmış, ekonomik işlevler tarım alanında yoğunlaşmıştır. Bölgenin coğrafi durumu ve iklimi tarım açısından oldukça elverişlidir. İlçemizde tarıma dayalı toplam arazi 651.546 dekar’dır. Ancak; tarıma dayalı imalat sanayii yoktur.

Tarım alanları miras nedeniyle oluşan paylaşımdan dolayı her geçen yıl gittikçe küçülmektedir. Tarımdaki verimliliğin arttırılması amacıyla arazi toplulaştırma işleminin yapılması gerekmektedir. Ortalama kişi başı arazi miktarı 20-25 dekardır. Tarım alanlarının dağılımı aşağıdaki gibidir

TURİZM

Bergama, merkez ve çevresinde Arkaik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu Beylikler ve Osmanlı devirlerine ait önemli ziyaret yerleri vardır. Bunların en önemlileri Akropol, Asklepion, Allionai, Kızılavlu, Zeus Sunağı   ( 1887 yılında Almanya'ya kaçırılmıştır ), Roma Tiyatrosu ( halk arasında amfitiyatro olarak biliniyor), tümülüsler, hanlar, hamamlar, camiler, köprüler, türbeler ve çeşmeler bulunmaktadır. Arkeolojik kazılarda çıkarılan insanlığın kültür mirası olan birçok eser Bergama Müzesinde sergilenmektedir. İlçemiz yurtiçi ve yurtdışında tarihi ve turistik özellikleri itibariyle gözde turizm beldesi olarak tercih edildiğinden çok sayıda yerli ve yabancı turisti misafir etmektedir.

KENT MERKEZİNİN GELİŞİMİ


Antik  dönemde kent bit tepe üstünde kurulmuş iken Roma dönemi ile birlikte kent, günümüzde kurulu bulunduğu ovaya doğru gelişmeye ve yayılmaya başlamıştır. Günümüzdeki kentsel gelişmelerin tamamı Arkeolojik ve Kentsel sitlerin kısıtlamaları nedeniyle tamamen ovaya doğru yönelmiştir.
Osmanlı döneminde kentsel gelişme, Roma dönemi yapıları civarında başlamış, Cumhuriyet dönemi ve sonrasında 1960’lı yıllara kadar devam etmiştir. 1960 yılında Sümerbank Dokuma Fabrikasının kurulmasıyla kent, Gaziosmanpaşa, Atatürk ve Fevzipaşa mahalleleri civarında gelişmeye başlamıştır.
Bergama belediyesi’nin kurulduğu tarih olan 1869 yılında, Bergama 6 adet mahalleye sahipken günümüzde 18 mahalleye sahiptir.
Bergama’nın ovaya sarkan bir yerleşim eğilimi göstermesinin nedeni; Doğal arazi yapısı, Sit alanları ve Ulaşım faktörleridir.
Batı, doğu ve kuzeyden arkeolojik sit alanlarıyla çevrilmiştir. Kentin gelişmeye elverişli önemli miktardaki  alanlarda askeri tesisler yer almıştır. Şehrin güney kısmında 1. derece Tarım arazileri olmasından dolayı yapılaşmaya kapalıdır.
Bu durumlar, kent için yeni gelişim alanları oluşturulması bakımından güçlükler yaratmaktadır.
  • Doğal arazi yapısı: Bergama, kuzey kuzeydoğu  ve batı yönlerinde ortalama %40 eğimle çevrelenmiştir. Yerleşim açısından bu eğim düzeyi oldukça yüksek ve maliyetli sayılmaktadır. Topografyanın sınırlayıcılı açısından kentin bu bölgede gelişimi durmuştur.

  • Sit Alanları: Bergama’da arkeolojik sit alanları, oldukça büyük bir alanı kapsamaktadır. Yapılanma alternatiflerinin sınırlandırılmasında önemli bir yeri olan sit kararları nedeniyle, Bergama bu alanların dışında yapılanmak durumundadır.

  • Ulaşım Faktörleri: Kent ulaşım aksları açısından incelendiğinde İzmir-Soma ve Kozak yollarının belirleyiciliği ortaya çıkmaktadır. İzmir yolu güçlü bir çekim odağı yaratmaktadır. Kent yapılanma koşullarının kolaylığı ve maliyeti açısından bu aks boyunca gelişme eğilimi göstermektedir. İkinci derece etkin olan  diğer aks Soma yoludur. Sanayi alanlarına olan ulaşabilirliği ve merkeze olan yakınlığı nedeni ile güçlü bir aks sayılmaktadır.
Bergama kent merkezi yukarıdaki üç faktörün etkisiyle ve giderek belirginleşen bir biçimde farklılaşmakta, güneye doğru gelişme eğilimi artmaktadır. Geleneksel merkez mevcut yapısını korurken güneye doğru kayarak gelişmektedir.
Kentin önümüzdeki yıllarda  İzmir Çanakkale karayolu boyunca genişlemesi buna ek olarak da kentin Soma yolu boyunca açılacak yeni yerleşim alanlarıyla birlikte iki yönlü bir büyüme göstermesi kaçınılmaz gözükmektedir.  Diğer alternatif ise kenti mücavir alanının genişletilerek yeni yerleşim alanlarının oluşturulması stratejisidir.

NÜFUS

TOPLAM NÜFUS
ŞEHİR NÜFUSU
BELDE VE KÖY NÜFUSU
İZMİR
3.795.978
3.450.537
345.411
BERGAMA
100.671
57.947
42.724

COĞRAFİ YAPI

YERİBergama, Ege Bölgesi'nin Bakırçay çukuru içinde yer alır. Bir çöküntü hendeği olan Bakırçay kırığı, sonradan alüvyonlarla dolmuştur. Bu kırık bölgesinde, fay çizgisi üzerinde 20'ye yakın termal kaynak vardır. Yani birinci dereceden deprem alanında yer almaktadır.

IRMAKLARI
Bakırçay, Balıkesir'in 30 km. güneyindeki Davullu dağlarından kaynaklanır. Madra ve Yund dağlarından katılan Gelenbe, Aksu, Yağcılı, Menteşe, İlya, Karadere, Kırkgeçit, Gümüş, Kestel, Bergama Sınır ve Sarıırmak dereleri ile beslenir.
120 km. uzunluğunda olan Bakırçay'ın, başlangıçta Dikili yakınlarından denize döküldüğü, miladi takvimin başlarında yatak değiştirip Çandarlı'dan Ege Denizi'ne kavuştuğu ileri sürülmektedir.        
Bakırçay'ın rejimi düzensizdir.Yaz sonuna kadar akışlar düşerken, kışın seviye yükselir. Bakırçay'ın yatağı, ana çözgüleri ile doğu-batı doğrultusunda uzanmakta ve çevresindeki dağlık yerler 800-1000 m. derinliğinde bir yarık yaratır. Hendeğin deniz seviye yüksekliği de 40-100 m. arasında değişir. Bakırçay, Çandarlı Körfezinde küçük bir delta oluşturmuştur.

OVA LARI
Bakırçay Ovası, Soma yakınından başlar, Çandarlı'ya kadar uzanır. Ova uzunluğu 80 km. olup, genişliği Soma'da 4 km, Kınık'ta 15 km.yi bulur. Havzanın yüzölçümü 3200 km’dir. Bunun 550 km’si ova, 250 km si yamaç, 2400 km’si ağaç ve maki alanıdır. Bergama'nın en ünlü ovaları Eğrigöl, Vakıflar, Bülbüllü ve Araplı ovalarıdır.

DAĞLARI
Bergama'nın kuzeyinde MADRA (Pindasus) Dağları bulunur ve en yüksek tepesi 1388 m’dir. Kuzeybatıda 1051 m. yükseltili Geyikli Dağı, güney batısında 1144 m. yükseltili Yaylacık Dağı vardır. Daha sonra Bakırçay'a inilir ve Kaşıkçı Dağlarına ulaşılır. Bu dağlara paralel Yund Dağları göze çarpar.
Bakırçay vadisinde zincirleme tepeler Karadağ'a kadar uzanır. Bunlar Eğrigöl, Kalarga, Değirmentepe, Tatartepe, Baklatepe, Reistepe, Memelitepe, Yaylatepe ve Pamuktepe'dir.

YAYLALARI
Madra yükseltisi içinde ünlü Kozak Yaylası yer alır. Fıstık çamları ve kızılçamlarla kaplı yaylada   Yukarıbey nahiyesine bağlı 16 köy bulunmaktadır.

SINIRLARI
Bergama ilçesi doğusunda Soma ve Kınık'la, kuzeyinde Balıkesir iline bağlı Savaştepe ve İvrindi olmak üzere, Batısında Balıkesir'e bağlı Ayvalık ve İzmir iline bağlı Dikili, güneyinde İzmir iline bağlı Aliağa ve Manisa ili ile çevrilidir.
Bergama İlçe merkezi ise kuzeydoğusunda Turanlı, Göçbeyli, Bölcek beldeleriyle, kuzeydoğusunda  Kozak, güneydoğusunda Poyracık, güneybatısında Zeytindağ ile çevrilidir.

KONUMU
Bergama İzmir iline bağlı bir ilçe olup 39 07' kuzey enleminde 27 12' doğu boylamında yer almaktadır.

YOLLARI
Bergama İzmir'e 105 km, Dikili'ye 27 km, Kınık'a 17 km, Soma'ya 42 km, Zeytindağ'a 22 km, Çandarlı'ya 30 km, Ayvalık'a 60 km.lik asfalt yolla bağlıdır.

ÇAYLARI

Bergama'nın içinden iki çay geçer. Akrapol'ün  güneyinden Selinos (Bergama) kuzeyinden Kestel Deresi akmaktadır. Selinos, Bergama'yı ikiye bölerken, Kestel de kenti yalayarak Kestel Köprüsü altından dolanıp Selinos'la birleşerek Bakırçay'a kavuşur. Her ikisinin de önünü, kale eteğinde Kestel Barajı kesmektedir.

İKLİMİ
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi egemendir. Yaz ortalama sıcaklık 26, kış ortalama 6’dır. Kışın en yüksek sıcaklık farkı 14, yaz sıcaklık farkı ise 15 dolayındadır. Gündüz-gece sıcaklık farkı 15-20 arasındadır. Rüzgarlar yaz ve kış kuzeyden yıldız, kuzeydoğudan poyraz, kuzeybatıdan karayel eser; lodos ve batı rüzgarları yağmur getirir.
Yıllık yağış tutarı 600 mm’dir. Bazı yıllar 550 mm, bazı yıllar 800 mm'ye ulaşır. Yağmur suyu, toprağa 25-30 cm kadar sızar ve toprak  2-7 hafta arası nemliliğini saklar. Kar seyrek yağar, hava basıncı 760-800 mb.arasında olup, nemlilik oranı 69-90 dolayındadır.

HAVRA

1875 yılında Efrayim Bengiat tarafından Havra olarak inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı Havra’ya, doğu cephesindeki podyumdan ulaşılmaktadır. 1948 yılında İsrail Devletinin kurulmasıyla Bergama’da yaşayan Yahudilerin çoğu göç etmiştir.
1875 yılında Efrayim Bengiat tarafından Havra olarak inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı Havra’ya, doğu cephesindeki podyumdan ulaşılmaktadır. 1948 yılında İsrail Devletinin kurulmasıyla Bergama’da yaşayan Yahudilerin çoğu göç etmiştir. Bu tarihten itibaren terk edilmeye başlayan yapı, bir süre depo olarak kullanılmıştır. Yangın sonrası çatısı çökmüş, harap hale gelmiştir. Bema zengin natürmort süslemeye sahiptir. Ahşap süslemeler barok özellik taşımakta, zemin siyah beyaz mermer ile döşenmiştir.

TÜRK İSLAM ESERLERİ

Ulu (Yıldırım) Camii, Kurşunlu Camii, Selçuklu Minaresi, Şadırvan Camii, Parmaklı Mescit, Taş Han, Çukur Han, Küplü Hamam, Tabaklar Hamamı, Mevlana Hacı Hekim Camii, Mevlana Hacı Hekim Hamamı, Yeni Camii, Kara Osman Sebili, Hükümet Binası, Havra, Bergama Lisesi, Bedesten, Arasta, Kapalı Çarşı, Gazi Paşa İlkokulu

KİBELE TAPINAĞI Kapukaya Köyü

Kozak Yaylası istikametinde asfalt yoldan 10 km. kadar ilerleyince, keskin viraja varmadan sol taraftaki sarp kayalıklara ulaşılır. Burada yaklaşık 100 metre kadar yükseklikte Kibele Tapınağı bulunur.
Kozak Yaylası istikametinde asfalt yoldan 10 km. kadar ilerleyince, keskin viraja varmadan sol taraftaki sarp kayalıklara ulaşılır. Burada yaklaşık 100 metre kadar yükseklikte Kibele Tapınağı bulunur.
Kibele, ilkçağ Anadolu'sunda bolluk ve bereket simgesi olan Ana Tanrıçadır. Bergama'ya bağlı olan Kapukaya Köyünde Tanrıça Kibele'nin kutsal alanı bulunur. Tapınak alanına çıkmak için ana kaya yontularak basamaklandırılmıştır. Kutsal alan kayası oldukça muntazam bir şekilde oyulmuş, usta bir taş yontuculuğu dikkat çekmektedir. Kutsal alanda adak yerleri ve kurbanların asılması için açılmış oyuklar ile yağmur suyunun toplanması için yapılmış bir sarnıç bulunur. Osman Bayatlı buranın daha sonraki devirlerde sarnıç olarak kullanılmaya devam ettiğini söyler. Bu alanın tarihi süreç içersinde değişik uygarlıklarca gözetleme ve haberleşme amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.

ALLİONAİ (Paşa Ilıcası)

İzmir ili, Bergama ilçesi sınırları içinde, Bergama-İvrindi karayolunun 18. km.'si, Bergama'nın kuzeydoğusunda, Yortanlı Barajı gölet alanının tam ortasında, Paşa Ilıcası Mevkii’nde yer alan antik bir yerleşmedir.
İzmir ili, Bergama ilçesi sınırları içinde, Bergama-İvrindi karayolunun 18. km.'si, Bergama'nın kuzeydoğusunda, Yortanlı Barajı gölet alanının tam ortasında, Paşa Ilıcası Mevkii’nde yer alan antik bir yerleşmedir. 1998 yılından bu yana da Paşa Ilıcası merkez olmak üzere, baraj gölet alanı içinde kalan alanda kurtarma kazı çalışmaları devam etmiştir. Ortaya çıkarılan Termal Yerleşme, yaklaşık 30.000 metrekare civarında bir alanı; termal yapı ise yaklaşık 10.000 metrekarelik alanı kaplar.
Antik yazarlardan P.Aelius Aristides’in "Hieroi Logoi" (Kutsal Anlatılar) adlı eserinde, Allianoi olarak bahsi geçen sağlık merkezinin burası olduğu düşünülmektedir. Bu antik kaynak haricinde henüz, antik yazarlarda veya epigrafik buluntularda, Allianoi hakkında başka bilgiye ulaşılamamıştır. Allianoi, “Sağlık Tanrısı Asklepion’un yurdu” olarak bilinmektedir. Prehistorik, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerinde kullanılan ve  45 derece sıcaklığında kültürlü su çıkan bu şifa merkez, yıllarca hidroterapi merkezi olarak hizmet vermiştir (Kaplıca suyunun 45-47 °C arasında sıcaklıkta olduğu, romatizmal hastalıklara ve kadın hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir).
Yapılan çalışmalar sonucunda; çay suyunun, yapının tam ortasında bulunan tonozlar aracılığı ile alttan geçtiği saptanmıştı. Güneydeki binalar ile kuzeydeki kalıntılar arasındaki bağı oluşturan tonozun da bir ayağı dere yatağında saptanmıştı. Çayın getirdiği alüvyon dolgu, bu yıkılan tonozun kalıntılarını kısmen kapatmıştır. Bergama'da halk arasına 'ne yerde ne gökte' diye bilinen Kızıl Avlu'nun altındaki çift kemerli tonoz sistemi burada da uygulanmıştı.


Roma İmparatorluk Dönemi’nde (M.S. 2. yüzyıl) kült merkezi alanında, büyük bir bayındırlık faaliyeti yaşanmıştır. Kült merkezi alanında mevcut binaların büyük bir kısmı bu döneme aittir. Ilıcanın yanı sıra, köprüler, caddeler, sokaklar, insula yapıları (Antik Roma'da, görünen çok katlı bir yapı çeşididir), geçiş yapısı, propylon (Anıtsal kapı), ve Eksedra tipinde(yarım daire), apsidal planlı bir nympheum (yunan Mitolojisi’ndeki su, orman ve dağ perileri olan nymphlere adanmış anıtsal çeşme yapılarıdır, sütun ve heykellerle süslenirler) bu dönemde yapılmıştır.


Bizans Dönemi, yoğun yerleşimin görüldüğü ancak, sosyo-ekonomik açıdan son derece zayıf bir dönemdir. Bizanslılar, Roma Çağı’na ait heykeltıraşlık eserlerini ve mimarlık kalıntılarını tahrip edip, devşirme malzeme olarak kullanmaya başlamışlardır. yeni ve daha basit mekanlar inşa edilmiştir. ılıcanın ve nympheum da ihtiyaçlara uygun küçük değişiklikler yapılarak kullanılmaya devam etmiştir. Bazilikal planda büyük bir kilise inşa edilmiştir. Yerleşmenin içinde ve yakın çevresinde de şapeller yapılmış, ayrıca bu dönemde metal, seramik ve cam atölyeleri kurulmuştur.

Osmanlı döneminde Paşa Ilıcası, Aydın Salnameleri’nde bahsedilmektedir. Ancak, merkez yoğun bir şekilde kullanılmamıştır. (Osmanlı dönemine ait birkaç sikkenin dışında iz yoktur). 20. yüzyıl başlarında bölge kaymakamı Kemal Bey, büyük havuzun bulunduğu yerin kısmen yeniden kullanıma açılmasını sağlamıştır. Ilıcanın batısındaki Roma köprüsünün, Osmanlı döneminden 1979 yılına kadar Bergama-İvrindi arasında kullanıldığı anlaşılmaktadır.

20. yüzyılın başında kısmen temizlenmiştir, ancak sonra yeniden yaşanan sel nedeniyle 1950’li yıllara kadar atıl durumda kalmıştır. 1992 yılında, Bölge Karayolları Müdürlüğü mevcut Roma Köprüsü yanına yeni bir köprü inşa edilmiştir. Aynı yıl ılıcanın restorasyonu İzmir Valiliği tarafından İzmir İl Özel İdaresi aracılığı ile ihaleye verilmiştir. Bir yıl süren restorasyon işlemleri sırasında, ılıcanın üzerine modern bir bina yapılmıştır. Bu tarihten itibaren işletmeye verilmiş, Şubat 1998’de yaşanan ağır bir sel taşkını ile tesis yeniden kullanılamaz duruma getirmiştir. Çayın güneyinde ise özel şahıslara ait olan arazide tarım yapılmıştır. Bu onarımlarda ilave edilen modern binaların büyük bir bölümü 2003 yılı çalışmaları sırasında kaldırılmış ve antik ılıca mekanları ortaya çıkarılmaya başlanmıştır.

AKROPOL

Pergamon’da doğal bir düzlüğün olmaması yerleşimin en erken evresinden itibaren arazi teraslaması yapılmak suretiyle yer kazanılmasını gerekli kılmıştır. Azalan inşaat alanları ve yıllar içerisinde artan ihtiyaçlar, sebebi ile eski terasların yeni teraslar içerisinde eritilmesine sebep olmuştur.
Pergamon’da doğal bir düzlüğün olmaması yerleşimin en erken evresinden itibaren arazi teraslaması yapılmak suretiyle yer kazanılmasını gerekli kılmıştır. Azalan inşaat alanları ve yıllar içerisinde artan ihtiyaçlar, sebebi ile eski terasların yeni teraslar içerisinde eritilmesine sebep olmuştur. Bu da, şehrin en erken tarihi hakkındaki yeterli ipuçlarının bulunamamış olmasının başlıca sebebidir.

Kalede tespit edilen en eski yerleşim yerleri M.Ö 7.- 6. yy ‘lara tarihlenmektedir. Kent, başından beri iki ana kısımdan oluşan bir yapılar bütünü idi. Bunlar dağın en tepesinde yer alan ve  kendi surları olan Kale (Yukarı kent) ile güneyde daha yumuşak ve meyilli yamaçta yer alan ve sur duvarı ile çevrili bir Aşağı Kent idi. Konut alanları gerek büyüklük gerekse yayılma açısından siyasal ve ekonomik koşullara göre  birçok değişikliklere uğramıştır.

Athena Tapınağı, yukarı kentin en eski tapınağıdır. .Pergamon’un kent surları, en geniş dönemine II. Eumenes zamanında ulaşmıştır. II. Eumenes Devrinin en önemli yapıları arasında Galatların mağlup edilmesi anısına inşa edilen Zeus Sunağı, Athena Tapınağının propyloionu (anıtsal kapı) ve onu çevreleyen stoaları; 200.000 kitap rulosunun muhafaza edildiği ünlü kütüphane, büyük saray ve kent surları yer alır.
Bu gelişme dönemi sırasında, daha önce inşa edilmiş olan Athena Tapınağı ile 15.000 seyirci kapasiteli antik çağın en dik tiyatrosu korunmuş, Tiyatro terasının kuzey ucunda yer alan Dionysos Tapınağı güney tarafında ise Yukarı Agora yer almaktadır. Kent bu çekirdeğin üç bir tarafında yelpaze biçiminde açılan bir plan düzeni içersinde gelişmiştir.

Yukarı şehir daha çok kral aileleri ile ileri gelenlerin, aydınların, komutanların ikamet ettiği bir merkez idi. Bu nedenle burasının resmi bir karakteri vardır. Kentin orta kesiminde kuzeyden güneye doğru Hera ve Demeter Kutsal alanları, Asklepios Tapınağı, Gymnasionlar ve kent çeşmesi yer almakta idi. Bu yönü ile orta kentte, yönetim ile doğrudan ilgili olmayan yapılarla, halkın rahatlıkla girip çıktığı toplantı yerleri bulunmakta idi.

Aşağı kentte Aşağı Agora, orta ve yukarı şehre çıkan  ana yolun iki yanında sınırlanan çok sayıda dükkân ve Attalos evi olarak adlandırılan peristylli evler yer alır.

Yukarı şehirdeki agora, konumu ve işlevi bakımından hem çok yükseklikte idi, hem de sadece devlet işlerine ayrılmış idi. Bu bakımdan, II. Eumenes’in yönetiminin ilk yıllarında inşa edilmiş olan Aşağı Agora kentin ticaret merkezi konumunda idi.

Kenti bir baştan bir başa kat eden geniş ve düzgün rampalı yol, aşağı şehirde Eumenes kapısında başlar, birkaç zigzag ve orta kent yerleşim bölgesinde büyük bir kavis yaparak kent dağının güney yamacından yukarı şehre ulaşır.

M.S. II. yy ’da İmparator Traianus ve Hadrianus yönetiminde Pergamon  parlak bir dönem yaşamıştır. Kent artık sur duvarlarının dışına taşıp ızgara planlı bir yapılaşma ile ovaya kadar yayılmıştır. Genişlemenin en önemli yapısı Serapis ( Kızıl Avlu) tapınağıdır.  Roma kentine Roma tiyatrosu, amfitiyatro ve stadion da dahil edilmiştir.

Buradaki yapıları kısaca tanımlayacak olursak;
HEROON
Pergamon Kralları I. Attalos ve II. Eumenes ‘in kültü olduğudu bilinmektedir.18x21 m boyutlarında çevresi sütun ile çevrili bir yapıdır. Ana girişi güney batıda olup; ayrıca kuzeybatı da bir kapısı daha vardır. Asıl odası, avludan ayrılmış geniş bir ön galerinin arkasındadır. Roma döneminde duvarları mermer kaplanmıştır. Heroon ‘da gömüte rastlanılmamıştır. Kuzeyinde ise dizi dükkan sıralanır.

ATHENA KUTSAL ALANI
 Tiyatro terasının üstündedir. Günümüzde yalnızca temelleri kalan Bergama ‘nın en eski tapınağıdır. Bölümlere ayrılmış cellası (kült odası) ile Dor düzeninde bir peripteros (tapınağının etrafını 1 sıra sütun ile çevreleyerek elde edilen plan tipi. daha çok, küçük planlı tapınaklar için kullanılmıştır. en çok tercih edilen plan tipidir) tarzında hazırlanmıştır. Tapınak, Zeus ve Kent tanrıçası Athena'ya adanmıştı. Sütunlu galeriler ve giriş yapısı II. Eumenes döneminde kralın Galatlar, Makedonyalılar 'a karşı kazandığı başarılarının anısına yapılmıştır. İki katlı galerilerin, üst katları İon, alt katları Dor düzenindedir. Arka duvarlarda heykel konulması için nişler vardı. Üst katlardaki mermer korkuluk yüzeylerinde, kabartma olarak düşman silahları betimlenmiştir. Yapıyı; Kral Eumenes'in Athena'ya adadığı sanılmaktadır.
KÜTÜPHANE
II. Eumenes tarafından kuzey galerinin doğusuna Helenistik Dönem 'de yaptırılır. Carl Humann ve Prof. Conze’nin 1880 kazılarında ortaya çıkardıkları Kütüphane, Athena Kutsal alanındaki Kuzey galerisinin 1. katından girilen ve yan yana dizilmiş 3 odadan oluşuyordu. Büyük odaya, Raflar; kitapları nemden korumak için duvardan 50 cm boşluk bırakılarak yerleştirilmişti. Salon, tavana yakın olarak açılmış pencerelerden ışık alıyor, diğer odalar ise depo olarak kullanılıyordu. Pergamon, M.Ö. 133'de Roma egemenliğine geçtiğinde Antonius tarafından, Mısır Kraliçesi Kleopatra 'ya armağan edilen Bergama Kütüphanesi‘nde çok az rulo kalmış, bunlar M.S.700’e kadar korunabilmişlerse de daha sonra kalanlar da yok edilmiştir.
SARAYLAR
Üst kentte, Athena Tapınağı ve kitaplığı çeviren galerinin doğusundaki yapılar, Helenistik dönem Pergamon krallarının kullandıkları saraylardır. Saraylar, tapınaklara göre oldukça sade yapılardır
DEPOLAR/ARSENALLER
Yukarı kentin kuzey kenarında, birbirine koşut beş uzun yapıdan oluşmaktadır I. Eumenes döneminde yapımına başlanıp, II. Eumenes döneminde son biçimini almıştır. Depolar dizilişleri ile savunma duvarları oluşturuyordu.
SU YOLLARI
Helenistik su yolları MÖ II.-III. yy. ‘da yapılmıştır. Tek kol olarak başlar üç kol halinde devam eder. 50-75 cm uzunluğunda 200.000 toprak künkten oluşmaktadır. Madra Dağı'ndan Yukarı Kent'in karşısındaki depoya gelen su buradan tunç borularla kente dağıtılmaktaydı. Depoların kuzeyinden görülen  ve  MS. II. yy. ‘da yapılan su kemerlerinden üç katlı olanı 540 m uzunluğu, 35 m yüksekliği ile Roma su kemerlerinin en büyükleri arasındadır. Ayrıca su kemerlerinin yanında yapılan çift hatlı pişmiş toprak su boru hattının yaklaşık 70 km. olduğu bilinmektedir.
TRAJANEUM/ TRAIAN TAPINAĞI
Akropolde 1883-1885 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Akropolün en üst kısmına yapılan tapınak için öncelikle güçlü alt taşıyıcı sistem (kemerli yapı) yapılmıştır. Tapınağın üç tarafı (kuzey, güney ve batı olmak üzere) galerilerle çevrilidir. Tapınak Roma İmparatoru Traianus için yapılmaya başlanılmış, İmparator Hadrianus döneminde bitirilmiştir.  
TİYATRO VE TİYATRO TERASI
Akropol’un çok dik olan batı yamacında yapılmıştır. Dikliği bakımından dünyanın en dik (yaklaşık 70 derece) tiyatrosudur. Büyüklüğü bakımından da ender tiyatrolardan biridir. II.Eumenes'in krallığı döneminde yapılmıştır.Helenistik dönem mimarisini yansıtan bir yapıdır. 80 sıralı seyir bölümünün en üst sırası ile orkestra arasında 36 m. kot farkı vardır.
DIONYSOS TAPINAĞI
Helenistik dönemde M.Ö. III.yüzyılda, tiyatro terasının kuzey ucuna yapılan iyon düzenindeki tapınak, ilk yapılışında andezit taşındandı. Roma döneminde Roma İmparatoru Carcalla (M.S.211-217) tarafından bütünüyle mermerle kaplanmış, prostylos (önünde sütunlu bir sundurması bulunan tapınak) plana dönüşmüştür.

YUKARI AGORA (PAZARYERİ)
Zeus sunağının güneyinde, bir teras aşağıdadır. Agora kare biçimindedir.
DEMETER KUTSAL ALANI
100x50m'lik alana kuruludur. Helenistik dönemde andezitten inşa edilmiş olan tapınak, Roma döneminde mermer sütunlar eklenerek  prostylos (önünde sütunlu bir sundurması bulunan tapınak) plana dönüşmüştür. Andezit sunağın iki yanı, kabartma kıvrımlarla bezelidir. Helenistik dönemde yapılan galeriye Roma döneminde Korinth yada İon düzeninde ekler konulmuştur. Galerinin doğusunda, dinsel oturma törenlerin izlenmesi için 800 kişilik oturma yeri bulunmaktadır.
HERA KUTSAL ALANI
Gymnasion'un kuzeyinde, iki teras üstündedir. Ön odanın baştabanındaki yazıtta, II. Attalos döneminde Hera Basilea için yapıldığı yazılıdır. Tapınak, podyum üstünde, iki yanı korkuluklarla çevrili dört sütunlu Dor düzeninde ve yapının ön yüzü güneye dönüktür. Tapınağın batısında yuvarlak oturma bankı ile heykel kaidesi, doğusunda sütunlu galeri yer alır.
ZEUS SUNAĞI
Athena tapınağının güneyinde, bir terastadır. Helenistik dönem, anıt mimarisinin ve heykeltraşçılığının en güzel örneği olan ve Athena' ya adanan yapıt, II.Eumenes zamanında, Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına yapılmıştı. Temelin üzerindeki 120 m uzunluğunda, 2.30 m yüksekliğindeki kabartmalı frizde Gigantlarla Olymposlu tanrıların savaşı ile ilgili sahneler betimlenmiştir.

SERAPEİON (Kızıl Avlu)


Binanın tamamının kırmızı tuğladan yapılmış olması ve büyük ön avlusu sebebi ile tapınak halk arasında “ Kızıl Avlu” olarak adlandırılmıştır. Avlusu, yüksek duvarlarla dışarıya kapalı idi. İç kısmının andezit sütunlu galerilerle çevrili olduğu kabul edilir. Tapınağa, avlunun batı cephesinde yer alan üç anıtsal kapıdan  girilmektedir. Bu girişin halen bir kısmı ayaktadır.

Roma Dönemi’nde Mısır Tanrılarına verilen önem sebebi ile tapınak aşağı Bergama kentinin tam merkezine inşa edilmiştir. Tapınak avlusunun oluşmasına engel teşkil eden Selinos çayının üzerine 194 m uzunluğunda iki adet, (kesme taş) tonozlu tünel inşa edilmiş ve 100X260 m. Ebatlarında düz alan elde edilmiştir. 62X25 m ebatlarında 19 m yüksekliğindeki ana binanın tuğla duvarlarının üzeri ve taban mermer kaplanmıştır. Tapınağın önünde, tapınak ile aynı aks üzerinde avluya doğru çıkma yapan bir propylon ve gerisinde devasa bir tapınak kapısı yer almaktadır.  Kutsal mekanın sadece ön tarafı  pencerelerle aydınlatılmış, kült heykelinin bulunduğu arka kısmın yarı aydınlık olmasını sağlamak amacıyla pencere yapılmamıştır. Yanlardaki 15 m. Çapında, 19 m yüksekliğindeki yuvarlak, taş yapıların ve avluların bazı bölümlerinin altında tapınağın içindeki 10X12 m ebatlarında, 1,5 m yükseklikte platforma uzanan gizli geçitler ve merdivenler yer almaktadır.. Muhtemelen bu geçitlerden ilerleyen tapınağın başrahibi içi boş olan kült heykelinin baş kısmına yükselerek oradan halka tanrı adına  telkinlerde bulunuyordu. Tapınağın üzerini örten, iki eğimli, çok sağlam, ahşaptan bir çatı iskeletinin bulunduğu söylenmektedir.

Kült ve sanat tarihi verilerine  dayanarak tapınağın M.S 2. yy’da muhtemelen İmparator Hadrian döneminde inşa edildiği ve Mısır tanrıları hem Serapis hem İsis’e itaf edildiği söylenebilir. Ancak tapınağın iki yanındaki yuvarlak yapılarda kült mihraplarının bulunmasına karşılık yan tanrıların kimler olduğu bilinmemektedir. Ana binanın iki yanı mısır tarzı heykel sutünlar (Karyatid - mimaride, taşıyıcı nitelikte kadın heykeli biçiminde sütunlara verilen isim) konmuştur.

Erken Bizans döneminde kutsal mekanın içinde önemli tadilatlar yapılarak kiliseye çevrilir ve Apostel Johannes’e sunulur. Roma döneminde kullanılan orta platform kaldırılmış Bina içine iki sıra sutün ilave edilmiştir. Tapınak Anadolu’daki erken yedi kiliseden biri olarak kullanılmaya devam etmiştir. Osmanlı döneminde Ana binanın iki yanındaki silindirik yapılardan kuzeydeki, camiye (Kurtuluş Camii) çevrilmiştir.

Asklepion

Bergama Asklepion’u (Eskiçağ’da Epidaurus ve Kos’taki örneklerine eşdeğer önemde bir sağlık tedavi merkezi idi) Antik Çağ tarihçilerinden Pausanias’a göre Bergama’da ilk Asklepios Tapınağı M.Ö 4.yy’ın ilk yarısında, bugün Ayvazali olarak bilinen yerde kurulmuştu ve MS 4 yy.’a kadar etkinliğini sürdürmüştür.
Bergama Asklepion’u (Eskiçağ’da Epidaurus ve Kos’taki örneklerine eşdeğer önemde bir sağlık tedavi merkezi idi) Antik Çağ tarihçilerinden Pausanias’a göre Bergama’da ilk Asklepios Tapınağı M.Ö 4.yy’ın ilk yarısında, bugün Ayvazali olarak bilinen yerde kurulmuştu ve MS 4 yy.’a kadar etkinliğini sürdürmüştür. Kazılarda kutsal yerin M.Ö 4 yy’dan beri var olduğu ve Hellenistik Dönemde geliştiği saptanmıştır. Ancak Asklepion en parlak devrini M.S II. yy’da  yaşamıştır
Roma Çağında şehirden Asklepion’a 900m uzunluğunda (750 m.si andazitten üzeri tonoz ile örtülü, 150 m.si korint sütunları ile oluşmuş stoalı) bir kutsal yol ile gidilirdi. Kutsal yol propylon (anıtsal kapı-giriş) avlusunda son bulurdu. Propylon avlusunun üç yanı Korint tarzında sütunlu galerilerle çevrilidir. Propylon M.S 2.yy ‘da bir tarihçi olan Konsül Claudius Charax tarafından yaptırılmıştı.
Asklepios Kutsal Alanı, galerili avlusu, 3500 kişilik tiyatro yapısı, İmparator Hadrianus’a ait kült salonu, kütüphanesi, yuvarlak planlı Asklepios Tapınağı,  ile Roma Dönemi’nde oldukça önemli bir sağlık merkeziydi. Güney kesiminde Hellenistik Dönemden kalma üç küçük tapınak ile uyku odaları, kutsal kaynak ve havuzlar bulunmaktadır.
M.S.2..yüzyılda Roma Döneminde, buradaki yapılar yenilenmiş, onarılmış ve kuzey galerinin batı ucuna 3500 kişilik ve Romanın Anadolu’daki ilk üç katlı sahneye sahip olan tiyatrosu ile bir kütüphane (Flavia Melitine tarafından finanse edilerek), Batı galerisinin güney ucuna Latrinler eklenmiştir. Helenistik dönemde yapılmış olan tapınakları ile çeşme, Roma döneminde de işlevini sürdürmüştür. Asklepion kutsal alanı Hristiyanlık dönemine kadar önemini korumuştur. Kutsal kaynak yanında burada tedavi gören hastaların soğuk ve sıcak havadan korunmasını sağlamak amacıyla uzun bir yer altı tüneli yapılmıştır.

Bu yer altı tünelinin hemen kuzeyinde yuvarlak planlı Asklepios Tapınağı yer alır.  (Bu 24 m. Çaplı) tapınak Roma’daki Pantheon örnek alınarak M.S 150 yıllarında Konsül L.C Rufinus tarafından yaptırılmıştır. Sütunlu bir girişi bulunmaktadır.  Tapınağın içinde dönüşümlü olarak 7 tane niş sıralanmaktadır. Girişin karşısındaki nişte tanrı Asklepios’un Kült Heykeli bulunmaktaydı.


Atatürk’ ün Bergama’ ya Gelişi 13 NİSAN 1934

Nisan 1934' te Atatürk, İzmir ve yöresini kapsayan l haftalık geziye çıkmıştır. Bu nedenle 9 Nisanda İzmir'e gelmiş, önce Selçuk ve Kuşadası’nı gezmiş, daha sonra da Bergama, Dikili, Ayvalık, Edremit üzerinden Çanakkale'yi ziyaret etmeyi planlamıştı.

26 Eylül 2010 Pazar

RESİMLER




BERGAMA KENT TARİHİ

Bugünkü adı antik dönemdeki ismi olan Pergamon 'dan gelmektedir. İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkezi olmasının yanı sıra Ortaçağın önemli stratejik mevkii, Karesioğullarının ikinci başkenti ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun önemli merkezlerindendir.

Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen kentte yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre tarih öncesi bulgulara rastlanmış, M.Ö.VII.yüzyıllarda sur duvarlarının inşa edildiği saptanmış olup, bu yıllarda kentleşmenin başladığı anlaşılmaktadır. Bergama, Lidya, Frigya , Pers, Büyük İskender, Selevkos Krallığı, Bergama Krallık devri, Roma ve Bizans dönemlerini görmüştür.
                
1302 yılında Bizans egemenliği ortadan kalkmaya başlamış, 1302 sonrasında Menteş Beyin damadı Sasa Bey bölgeyi ele geçirmiş ve giderek şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele almış, 1347 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alınmıştır.

Bergama 19 Haziran 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, 14 Eylül 1922 tarihinde de kuruluşa ulaşmıştır.

BELEDİYENİN KURULUŞU

Bergama Belediyesi’nin kuruluş tarihi kesin olmamakla beraber 1869 olarak bilinmektedir. Belediyemizin kuruluş öyküsü, ilk belediye başkanı, meclis üyeleri ve ilk kez hangi binada faaliyete başladığına ilişkin bilgiler ilçe arşivi olmaması nedeniyle bilinememektedir.
Osmanlı Salnamelerinden (yıllıklar) Aydın Vilayeti Salnamelerine bakılarak bazı bilgiler elde edilebilmekte, arşiv çalışmaları ise sürmektedir.